yemeğin taşmasını bekliyorum
Sonunda Anakara’dayım.
Geçen yazılardan birinde “sıfırlamak” ‘tan bahsetmiştim. Hani hep sıfırlamak istiyorum diye başlayan cümleler kurmuştum. Ocak sonunda istifamı verdim. Beni çok mutlu edeceğini düşündüğüm iş yerinden ayrılık anı gariptir ki beni düşündüğüm kadar mutlu etmedi. İçimde çözemediğim tuhaf bir endişe vardı. Üstelik işsiz kalmayacak olmama başka bir iş bağlantısı yapmış olmama rağmen. Aslında çözemediğim birşey değil…Ankara’ya döndüğümde (ki döndüm) beklentilerim artacaktı. Dolayısıyla kaygılarım artacaktı. Çünkü beklentilerimin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini, hatta gerçekleşmeme ihtimalinin yüksek olduğunu biliyordum. Biliyorum…………..
Belki de bu yüzden uzadı bu geri dönüş hikayesi…
İnsanın nişanlısından beklentisinin olması ne kötü…..beklemek değil, beklenti……Bilmem kaç ay önce (1-2 ay olabilir) “seninle evlenmek istemiyorum” demişti. “Nedenini bilmiyorum ama evlilik fikri beni ilk zamanlardaki kadar heyecanlandırmıyor ve bu beni korkutuyor” demişti. “Heyecan duymuyorum, tutku benim için çok önemli” demişti. “Bir yanın çok yakın bir yanın bana o kadar uzak ki! Emin değilim” demişti. Aslında kibar olmaya çalışıyordu (!!!) ama şunu diyordu açıkça. “Sanırım bir hata yaptım. Seninle olmak artık bana heyecan vermiyor. Biz erken karar verdik.. Nişanlanmayı o dönem istedim. Çünkü eğer nişanlanmasaydık seni kaybedebilirdim. HErşey çok erken oldu. Ev tutuldu, eşyalar alındı. Ben yeterince eve katkıda da bulunamadım. Şimdi caymak bu yüzden çok zor ama ben seni eşim olarak da görmüyorum. Sürekli aynı kişiyle sevişmek istemiyorum. Tutku hayatımdaki en önemli şeylerden biri.Ne yapacağımı da bilmiyorum. Kapana kısılmış gibiyim.”
Merak ediyorum!!!! Nişanlanmadan önce ben kaybedilebilir birşeyken ve o benimle bu yüzden nişanlandığını söylerken, şimdi beni kaybedilebilir yani (hayatımda olmasa da olur) yapan şey nedir? Benimle hayata dair tadabileceğini düşündüğü herşeyi tatmış olması mı?
Hala birşeyler yapmak istediğini söylüyor. Kendisi için birşeyler yapmak istiyormuş. Bunu anlayışla karşılıyorum elbette ki!!! Ama şöyle diyor “yurtdışına gidip bir süre kalmak istiyorum. Kendi iş alanımla ilgili eğitimlere katılmak istiyorum. Bütün bunları yapmak istiyorum. Ama sen bu hayallerimin ne kadarında varsın bunu bilmiyorum” Ne istediğini bilen insan ne istemediğini zaten biliyor demektir. Bilmiyorum demek kibarlık………………..
Peki bütün bunlara rağmen ben neden yüzüğü çıkartmıyorum? Düzgün güzel denilebilecek bir kadınım. İyi bir ailem var. Önümde belirlediğim yolumun açık olduğu bir kariyer hedefim var. İstersem yalnız da kalmam….Oysa ben bütün o kurduğu ve söylerken ağladığı o cümleleri, paragrafları düşünmek bile istemiyorum.
Bunları yazabiliyor olmama şaşırıyorum şu an. Sadece, onun benimle bir gün evleneceğini tutuyorum beynimin ve kalbimin bir köşesinde. Bütün o söylediklerini stresli yaşamına, kronik mide ağrılarına, hazımsızlık sorununa, erken yaşta kemiklerinin erimesine, yeterli finansal gücü kendisinde görmemesine bağlıyor bu sözlerin arkasına saklandığını düşünüyorum. Beni mutlu edebileceğine inanmıyor diyorum kendi kendime. Bir aileye sahip olabilecek gücü görmüyor diyorum. Ya da kendimi avutuyorum………Herşeyden önce kendine değer ver kendinin farkına var demiştim ona bir gün. Seni böyleyken seviyorum ben diyorum ama o belki de birgün onu sevmeyeceğimden korkuyor.
Diğer yanım ise şöyle diyor: “Kızım aptal olma. Adam yıllardır anneannesinde kalıyordu. Bunalıyordu orada. Ne de olsa yaşlı insanlar. Şimdi ev var kocaman sevdiği bir yatağı var. İyi kötü bir düzen oturttu. Onun seninle evlenmesinin nedenleri bunlarla alakalıydı. Şimdi Rahat rahat izleyebileceği bir tvsi, Tuvalette biri var mı demeden girebileceği ve beklemeden sıçabileceği bir tuvaleti, istediği hatunu rahatça atabileceği,çift kişilik bir yatağı, sıcak suyu, istediği zaman oynayacağı, dışarı çıkartabileceği bir köpeği,,,,,,,,,,,blah blah… kısacası konforu var. Arada sırada işte sende yanına uğruyorsun.eee bitti gitti adam daha ne isteyecek ki?? Evlenmesi için bir nedeni var mı? Seni neden bu hayata sürekli olarak dahil etsin ki? O gerçek bir bencil”
Bütün bu duygu karmaşası beraberinde şüphe getirdi. Acaba hayatında başka bir kadın mı var? Ya da birisiyle yattı ve bu onu rahatsız mı ediyor vesaire vesaire…..Ben bu soruları sorarken ona o hayır diyor. Oysa ben ondan evet demesini bekliyorum. Çünkü bu ondan ayrılabilmem için bana mükemmel derece de güç verebilecek birşey. Üstelik herşeyin cevabı. Bütün soru işaretlerinin bittiği yer. Ve garip ki hayatında bir kadın olsa tek gecelik ya da ilgi duyduğu,beraber olduğu bana söyleyebilecek dürüstlükte olduğunu düşünüyorum. İşin içinde aileler olduğu için söyleyemiyor da olabilir tabi… ama en azından dürüst olmasını bekliyorum bu saygıyı bekliyorum ondan.
Galiba bu ilişki biterse ilişkilere güvenimi tamamen kaybedeceğim. Benim için büyük bir dönüm noktası olacak. İşte o zaman yaşadığım onca şeyin ne kadar gereksiz ve boş olduğunu düşünmeye başlayacağım. Bu kadar çok sevmenin, değer vermenin anlamsızlığı bir önceki ilişkide olduğu gibi yüzüme tokat gibi inecek. Ama bu öbür ilişkimden çok çok farklı. Gerçi hepsinin sonu aynı olacaksa hepsi aynıdır….offf sürekli birşeyler kuruyor ve o kurduğum şeyi çürütmek için antitez üretiyorum. O yüzden net olamıyorum bir türlü. Varsa birşey suyu mutlaka ısınacaktır, Taşan bir yemek kötüdür. Taşmasını bekleyeceğim sanırım.
yüzüğü ben çıkartırsam ne olur? bu ayrı bir yazı konusu
bir yorum yazın